/ İlk Araştırmalar

Metropolis’ten ilk söz edenler, Spon ve Wheler adlı gezginlerdir. Spon ve Wheler, Efes’e giderken uzaktan gördükleri Bizans Kalesi duvarlarının Metropolis’e ait olduğunu yazmışlardır. İlk bilimsel geziyi ise 1860’larda İzmirli araştırmacı Aristoteles Fontrier yapmıştır. Fontrier, Yunanca yazıtlar yardımıyla yörenin tarihçesini açıklamıştır. Ayrıca yazdığı makalede, bulduğu yazıtlar ve okuduğu diğer kaynakların yardımıyla Metropolis’in varlığını, çevresindeki ırmak ve göl adlarının Eski Yunanca adlarını, sözgelimi Fetrek Çayı’nın Phrytes Irmağı olduğunu saptamıştır. Bunun yanı sıra Metropolis’te bazı topografik gözlemlerde bulunmuştur. Tiyatro’nun yerini doğru olarak tahmin etmiştir. Ne var ki, Fontrier’den sonra kentle ilgili çalışmalar yeniden derin bir sessizliğe gömülmüştür.

     1895 yılında Avusturya-Macaristan imparatoru Franz Joseph’in, Viyanalı Profesör Otto Benndorf’u Efes’te imparatorluk adına kazılar yapmakla görevlendirmesinden sonra, Metropolis, Avusturyalıların uzaktan ilgilendikleri, daha doğrusu arada sırada ziyaret ettikleri bir yer olmuştur. Avusturya Arkeoloji Enstitüsü’nün İzmir’de bir şube açmasının ardından, Enstitünün genç ve çalışkan üyesi Josef Keil, I. Dünya Savaşı başlayıncaya kadar İzmir Bölgesi’nde ayrıntılı incelemeler yaparak dönemin gözde araştırma konusu olan yazıtları toplamaya çalışmıştır. Bu arada yolu Metropolis’e de düşmüştür. Yeni bulduğu yazıtları ve gördüğü kadarıyla kent kalıntılarını -sınırlı da olsa- küçük bir monografi halinde yayınlamıştır.

     I. Dünya Savaşı patlak vermek üzereyken Enstitüsünü kapatma talimatı alan Keil, Enstitü kitaplığını Atina’ya götürüp ülkesine geri dönünce, Metropolis bir kez daha unutulmuştur. Keil’dan sonra hemen hemen hiç kimse kentle ilgilenmemiştir. Sadece, Bayraklı’da (Eski İzmir) kazılara katılan ünlü İngiliz arkeolog J. M. Cook, 1950’li yıllarda bir günlüğüne Metropolis’e uğramış ve izlenimlerini çok kısa bir şekilde yazmıştır.

     Metropolis’i uzun bir aradan sonra tekrar çalışma programı içine alan Avusturyalılar olmuştur. Efes’teki Avusturya kazılarının başkanı Hermann Vetters, Efes Müzesi’nde genç bir asistan olarak görev yapan Recep Meriç’e 1971 yılında doktora konusu olarak Metropolis’te çalışmasını önermiştir.

     Recep Meriç Metropolis’e ilk gelişini şu sözlerle anlatmaktatır: ‘ Metropolis’e araştırma için ilk gelişimde, benim de ilgimi, arazideki kalıntılardan çok, köy muhtarlığında o güne kadar biriktirilmiş yazıtlar, mermer heykel parçaları, bir aslan heykeli, mezar stelleri, sikkeler, pişmiş toprak heykelcikler ve vazo parçaları çekti. Bu buluntular, parçalar halinde de olsalar, kentte özellikle Hellenistik Dönem’e ait önemli kalıntıların varlığını gizliyorlardı adeta. Beş yıllık yüzey araştırması sonucunda, bu gözlemim kesinleşti. Metropolis, özellikle İÖ 2. ve 1. yüzyıllara ilişkin küçük buluntuların gösterdiği gibi, Anadolu Helenistik uygarlığına ait çok önemli bir merkez olmalıydı.’

     İlk araştırma ve tespitlerden sonra Metropolis’de Selçuk Arkeoloji Müzesi Müdürlüğü tarafından Recep Meriç’in Bilimsel Danışman olarak katılımıyla 1989 yılında arkeolojik kazılara başlanmıştır.  1991 yılından itibaren Bakanlar Kurulu Kararı ve Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü izni ile Recep Meriç kazı başkanı olarak araştırmaları derinleştirmiştir. Torbalı Belediyesi desteği ve Philip Morris- Sabancı sponsorluğunda on dört yıl süren kazılarda (1992-2006), daha geniş alanları daha sistematik bir biçimde araştırma olanağı bulunmuştur. Helenistik yapılar, yazıtlar ve heykellerin birbiri ardı sıra keşfedilmesiyle, Metropolis’in Helenistik Dönem’deki önemli kentlerden biri olduğu anlaşılmıştır. 2007 yılından itibaren ise çalışmalar Torbalı Belediyesi, Sabancı Vakfı, MESEDER (Metropolis Sevenler Derneği) ve Kültür ve Turizm Bakanlığı, Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü’nün önemli katkılarıyla Celal Bayar Üniversitesi adına Doç. Dr. Serdar Aybek başkanlığındaki bir ekip tarafından sürdürülmektedir.